Kayıtlar

robot muyum ?

Modern Dünya'da yaşamaktansa Roma'da seks işçisi olmayı yeğlerdim. Ruh acı çekeceğine beden çekmiş olurdu. Hem oradaki ahlak kurallarına göre de utanıp utanmamaya karar verirdim. Senin de bildiğin gibi ahlâk görecelidir. Bu zamanda bizi yoran şey klişeler, e tabii bizden önce anasının amı gibi insan yaşayıp öldüğü için kelimeler de sık kullanılmış ve klişe olmuşlar.  Fight Club'ın yazarının da dediği gibi bizden öncekiler ekonomik buhran ve kölelik ile savaştı. Bizim savaşımız ise büyük depresyon. Yani kendimizle savaşacağız. Ben beni çok iyi tanıyorum o yüzden onu alt etmem çok zor olacak.   Geçenler de mutluluk ve huzurun eş anlamlı olup olmadıklarını üzerinde kafa yordum. Bana göre huzur daha samimi. Mutluluk yavşak bi tabir gibi geliyor. Sanki o olmayınca hep eksik hissedelim diye ortaya atılmış bi kavram. Ama huzur öyle mi ? Huzur kelimesi bana nedense rüzgarı çağrıştırıyor. Tabii 40 derece altındaki rüzgarı. Böyle serinletiyor beni, içimi hoş mu hoş ediyor. Ruhumu bed...

UYANIŞ

Avucunun içine baktı ve dedi ki bu tanrı’nın bıçak izi olmalı. Odasının köşesinde bulunan ayna’ya baktı ve yüzünü incelemeye başladı. Aaa dedi, bıçak izi alnımda da var. Hatta ciddi bir tavır alınca kayboluyor ama gülünce ortaya çıkıyor bu iz. Tanrı bunu gülerken çizmiş olmalı dedi. Anlamsız hayatında anlamlar aramaya çalışıyordu. Birden gözlerine baktı, gözünün içinde olan çizgilere bakakaldı. Oooo Tanrı işi büyütmüş ve gözümün içine de bıçak izi atmış. Tanrı’nın bıçağı küçük ve keskin olmalı. Acaba ona bu bıçağı kim verdi ?  Kafa sarsıntısı biraz geçtikten sonra elindeki bıçağı fark etti. 

Fahişe

Üstünde yine ayyaş biri Altta acı çekerken çıkmaz sesi Hor kullanılır bedeni Hüzündür onun evi Pezevenklerin geçim kaynağı Kadınlığına giren acı kıymığı Şerefsizler yer kaymağı Üstte tepinenler yeryüzünün hayvanoğlu hayvanı Kaldırım olayım ez beni fahişe Gözlerinde neden yok neşe Seni kollarım ben büyük meşe Sen girmeyeceksin ateşe Sana acı verenleri affetme Onların bu davranışını insanlığa atfetme Biz seni seviyoruz ey fahişe Gözlerinde olsun artık neşe quk

Mutlu Kadın.

Elinde kahve bardağı ile 38 dakika önce kırdığı tabaklara bakıyordu. Tabakları 2 saat önce misafirler getirmişti. Her zaman ki gibi onların yüzüne güldü ve onlar gittikten sonra onların malını da duvara vura vura kırdı. Çok rahatlatıyordu bu yaptığı.    Tabakların arasında kırmızı bir renk zemine doğru akıyordu.Biraz daha yaklaşınca kırmızı rengin aslında kan olduğunu farketti.Sinirden fark edememişti.Kahve bardağını tutan elleri kesik kesikti ve intikam gibi kanıyordu. Acı falan hissettiği yoktu, ama görüntü kirliliği oluşturuyordu kesik elleri.   Aklına 2 sene önce misafirlerin getirdiği televizyon geldi ve ayağa fırladı. Koşarak televizyonu söktü ve 5. Kattan sinirle yerçekimine bıraktı. Televizyon büyük bir korkuyla düştü ve ağzı burnu kanadı, sonra öldü.   Kadın mutlu bir şekilde kendi aldığı televizyondan belgesel izlemeye gitti. Ahmet Demir.